İçimdekiler

EGZERSIZ

Güher Çile

9/21/2025

Bir gün öncesinde yazmaya niyetlendiği mektupları bugüne ertelemişti.

Önce evin hangi noktasında mektupları yazacağına karar verecekti. Salondaki sokağa bakan masada yazarsa sokaktan geçenlere gözü takılabilir ve daha özensiz yazabilirdi. Mutfaktaki masanın üzeri çok kalabalıktı, kâğıdın üzerine bir şeyler dökülmesini veya kâğıda yerleşik mutfak kokusunun (ki bu mutlaka içinde biraz soğan, sarımsak kokusu barındırırdı) sinmesini istemiyordu. Kendisini çok oyalamayacak ama aynı zamanda huzur verecek, ara sıra neşeli meselelerden bahsetmesine imkân tanıyacak, belki gökyüzüne, belki de yeşilliklere bakarak gelecekten umutla söz ettirecek bir yer…

Tuvalete gitmeye karar verdi. Bir kere tuvalette tamamen yalnızdı. Hem ayrıca klozet kapağını kapatıp üzerine oturacaktı, yani kendisinden kaynaklı herhangi kötü bir kokunun kâğıda sinme olasılığı yoktu. Tabii tuvalette yerleşik tütsü kokusu kağıtla yolculuk edebilirdi. Burada onu oyalayacak pek bir şey yoktu, tuvalet malzemelerinin çoğu dolabın içindeydi. Belki gözü diş fırçasına takılabilirdi. Hâlâ kızıyordu kendine, neden yumuşak fırçalı ve lacivert olanı almamıştı ki… Neyse, unutmaya çalıştı onu.

Tuvalette huzurluydu; aslında tuvalet, huzursuz girip yüksek huzur seviyesi ile çıktığı bir yerdi. Yaratıcı güçlerini tetikliyordu. ‘Tuvaletin kendisi mi, yoksa kendime uyguladığım basınç mı?’, diye düşündü ve kendi kendine gülmeye başladı. ‘Bak, işte neşeliydi de!’.

Tuvaletin unutulmaması gereken son özelliği ise annesinin birkaç ay uğraşıp sonunda sürpriz olarak kargoyla kendisine hediye ettiği “İçimdekiler” isimli tablosuydu. Yağlı boyaydı, yeşildi, maviydi, biraz da sarıydı. Yeşilin ağaçlar, mavinin gökyüzü ve sarının güneş olduğunu düşünmüştü. İşin kötüsü, bu düşüncesini telefonda annesiyle de paylaşmıştı. Annesi, kısa bir sessizlikten sonra, ‘hep babana daha fazla benzedin evladım, anlamıştım içinde sanatçı bir ruh olmadığını’, diyerek biraz küskün bir şekilde telefonu kapatmıştı. ‘İçindekilermiş!’, diye düşündü, telefon kapanınca.

Giderek hırslandı, ‘yeşilden, maviden, sarıdan başka ne olabilir ki, işte ağaçlar, işte gökyüzü, işte güneş’, diye söylendi ve annesine kendince bir ders vermek için İçimdekiler’i, içindekileri kanalizasyon sistemine terk ettiği tuvalete, tam da klozetin karşısına asmaya karar verdi.

‘Hayır, annemin içindekilerinde ben neden yokum ki!’.

Hemen kâğıt, kalem aldı ve tuvalete geçti. Arka fona hafif bir piyano yakışırdı, telefonundaki uygulamadan açtı.

‘Ne iyi ediyorum mektup yazarak kendime’, diye düşündü önce ve sonra acele etmeden kendisini kendisine şikâyet etmeye başladı.

2021